top of page

Zihnin Neden Hiç Susmuyor?

18 Tem
2 dakikada okunur

Sabahları Neden Yorgun Uyanıyorsun?

Sabah alarm çalıyor.

Gözlerini açıyorsun.

Ama sanki hiç dinlenmemiş gibisin.

Yatağından kalkmak istemiyorsun.

Üstelik fiziksel olarak hasta değilsin. Uykunu da almış olabilirsin.

Peki o zaman neden bu kadar yorgunsun?

Çoğu insan bunun sebebinin yoğun tempo, yaşadığı sorunlar veya uyku eksikliği olduğunu düşünür.

Oysa bazen asıl sebep çok daha görünmez bir yerde saklıdır:

Zihnin içinde.

Günün İlk Dakikalarında Ne Oluyor?

Daha gözünü açar açmaz zihin çalışmaya başlar.

Dünün eksikleri...

Yarınla ilgili kaygılar...

Yapılması gereken işler...

Bitmeyen sorumluluklar...

Ve en önemlisi kıyaslamalar...

Bir anda kendimizi görünmez bir yükün altında buluruz.

Henüz yataktan bile çıkmadan zihinsel olarak yorulmuş oluruz.

Çünkü zihin bize sürekli şunu fısıldar:

"Daha fazlasını yapmalısın."

"Daha başarılı olmalısın."

"Daha hızlı ilerlemelisin."

"Başkaları senden daha iyi durumda."

Bu düşüncelerin ortak özelliği şudur:

Çoğu zaman gerçek değildirler.

Onlar sadece zihnin ürettiği yorumlardır.

Sorun Düşünmek Değil

Birçok kişi zihnini susturmaya çalışır.

Ama bu mümkün değildir.

Çünkü zihnin görevi düşünce üretmektir.

Nasıl kalp kan pompalıyorsa, zihin de düşünce üretir.

Sorun zihnin konuşması değildir.

Sorun, onun söylediği her şeyi sorgulamadan kabul etmemizdir.

İşte bizi yoran şey de budur.

Sürekli Yüzmeye Çalışmak Gibi

Bunu bir havuz örneğiyle düşünelim.

Bir insan saatler boyunca yüzebilir mi?

Elbette hayır.

Bir süre sonra yorulur.

Kasları tükenir.

Dinlenmeye ihtiyaç duyar.

Fakat çoğumuz zihnimizin içinde yıllardır durmaksızın yüzüyoruz.

Geçmişi düşünüyoruz.

Geleceği düşünüyoruz.

Olasılıkları düşünüyoruz.

İnsanları düşünüyoruz.

Kendimizi düşünüyoruz.

Ve hiç durmadan bunu yapıyoruz.

İşte sabahları hissettiğimiz birçok yorgunluğun altında bu görünmez zihinsel çaba yatıyor.

Zihin Düşmanımız Değil

Zihni susturulması gereken bir düşman gibi görmek büyük bir yanılgıdır.

Aslında zihin bizim asistanımızdır.

Görevi seçenekler sunmaktır.

İhtimalleri göstermektir.

Riskleri hatırlatmaktır.

Sorun şu ki çoğu zaman yönetici koltuğunu boş bırakıyoruz.

Asistanın getirdiği her senaryoyu gerçek sanıyoruz.

Her düşünceyi emir gibi algılıyoruz.

Ve sonunda kendi yaşamımızın yöneticisi olmaktan çıkıyoruz.

Gözlemci Olmayı Öğrenmek

Peki çözüm ne?

Çözüm düşünceleri yok etmek değil.

Onları izlemeyi öğrenmek.

Bir düşünce geldiğinde hemen peşinden gitmemek.

Bir kaygı ortaya çıktığında ona hemen inanmamak.

Bir kıyaslama başladığında onu gerçek kabul etmemek.

Tıpkı arkada çalan bir radyoyu duyup işine devam etmek gibi.

Ses oradadır.

Ama sen seçimini yaparsın.

Kendi Ritmine Dönmek

Modern dünyanın en büyük problemlerinden biri sürekli başkalarının temposuna göre yaşamaya çalışmaktır.

Sosyal medyada gördüklerimiz...

Çevremizden duyduklarımız...

Toplumun beklentileri...

Bunların hepsi bize daha hızlı olmamız gerektiğini söyler.

Oysa her insanın ritmi farklıdır.

Kendi ritmimizi kaybettiğimizde zihinsel baskı artar.

Kendi ritmimize döndüğümüzde ise zihnin gürültüsü yavaş yavaş etkisini kaybetmeye başlar.

Sonuç

Belki de sabahları seni yoran şey hayatın kendisi değildir.

Belki de seni yoran şey, zihninin anlattığı hikâyelerin peşinden durmaksızın gitmektir.

Bugün kendine küçük bir hatırlatma yap:

"Zihnim konuşabilir. Ama ben onun söylediği her şeyi satın almak zorunda değilim."

İşte özgürlük bazen tam da bu farkındalıkla başlar.


Bilinçli Yaşam Eğitimi ile Zihninizi Tanımaya Hazır mısınız?

Bilinçli Yaşam Eğitimi'nde zihni susturmaya çalışmıyoruz.

Zihnin nasıl çalıştığını anlamayı, otomatik düşünce kalıplarını fark etmeyi ve geçmişten gelen yorumlarla bugünün gerçeğini ayırmayı öğreniyoruz.

Çünkü gerçek değişim, düşüncelerimizi zorla değiştirdiğimizde değil; onlarla kurduğumuz ilişki değiştiğinde başlar.

Eğer siz de zihninizin sizi sürekli aynı düşüncelere, aynı duygulara ve aynı yaşam döngülerine sürüklediğini hissediyorsanız, bu yolculukta yalnız değilsiniz.

Farkındalıkla başlayan her küçük adım, daha özgür ve daha bilinçli bir yaşama açılan kapı açar.


Daha derin çalışmak isteyenler için:

Zeynep Özkan

Nefes Koçu- Bilinçli Yaşam Eğitmeni- Human Design Analiz Koçu

Sosyal Medya Bağlantıları:


 
 
 

Yorumlar


bottom of page